Farklı Ön Üveit Gruplarında Gelişen Komplike Kataraktlarda Cerrahi Sonrası Uzun Dönem Takip Sonuçlarının Karşılaştırılması
Özet
Bu çalışma, farklı ön üveit gruplarında gelişen komplike kataraktlarda cerrahi sonrası uzun dönem takip sonuçlarını karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Ön üveit, gözde iltihaplanmaya bağlı gelişen bir hastalıktır ve kataraktlar üveitin önemli komplikasyonlarından biridir. Çalışmada idiyopatik, viral (özellikle herpes simpleks virüs kaynaklı), Fuchs ve romatolojik kökenli ön üveitli hastalarda fakoemülsifikasyon yöntemiyle katarakt cerrahisi uygulanmıştır. Ortalama takip süresi yaklaşık 53-59 ay arasında değişmiştir. Ameliyat sonrası en iyi düzeltilmiş görme keskinliği (EDGK) 4 yıl sonunda hastalar arasında istatistiksel anlamlı bir fark olmaksızın genellikle 20/40 ve üzerinde bulunmuştur. Fuchs ön üveit grubundaki hastalarda ameliyat sonrası göz içi basınç (GİB) artışı oranı diğer gruplara göre anlamlı şekilde daha yüksektir ve bu hastalarda glokom riski dikkatle izlenmelidir. Kistoid maküler ödem (KMÖ) ameliyat sonrası %18 oranında görülmüş olup gruplar arasında fark yoktur. Üveit atağı ise ameliyat sonrası yaklaşık %53 oranında ortaya çıkmıştır ve genç yaş hastalar üveit atağı için bir risk faktörü olarak belirlenmiştir. Ameliyat sonrası arka kapsül kesafeti (AKK) hastaların %45.5’inde gözlenmiş, genç hastalarda artış göstermiştir ve çoğunlukla Nd:YAG lazer kapsulotomi ile başarılı şekilde tedavi edilmiştir. Komplikasyonların azaltılması için ameliyat öncesinde enflamasyonun kontrolü, minimal iris travması, tam lens materyalinin temizliği ve dikkatli cerrahi yapılması önemlidir. Sonuç olarak, üveitli komplike kataraktlarda fakoemülsifikasyon ve akrilik göz içi merceği implantasyonunun, uygun enflamasyon kontrolüyle uzun dönemde güvenli ve etkili olduğu gösterilmiştir.
This study aims to compare long-term postoperative outcomes of complicated cataracts developing in different anterior uveitis groups. Anterior uveitis is an ocular inflammatory condition, and cataract represents a significant complication in uveitis patients. The study involved patients with idiopathic, viral (notably herpes simplex virus-related), Fuchs, and rheumatologic anterior uveitis undergoing phacoemulsification cataract surgery. The average follow-up ranged between approximately 53 and 59 months. Postoperative best corrected visual acuity (BCVA) at four years showed no statistically significant differences among groups, with most patients achieving 20/40 Snellen acuity or better. The incidence of postoperative intraocular pressure (IOP) elevation was significantly higher in the Fuchs anterior uveitis group, underscoring the importance of vigilant glaucoma monitoring in these patients. Cystoid macular edema (CME) was detected in 18% of eyes post-surgery without significant group differences. Postoperative uveitis attacks occurred in about 53% of eyes, with younger age identified as a risk factor for flare-ups. Posterior capsule opacification (PCO) developed in 45.5% of eyes, more frequently in younger patients, and was successfully treated with Nd:YAG laser capsulotomy. To minimize complications, preoperative inflammation control, minimal iris trauma, thorough lens material removal, and careful surgical technique are critical. The findings demonstrate that phacoemulsification combined with acrylic intraocular lens implantation is a safe and effective procedure for complicated cataracts due to anterior uveitis when inflammation is properly managed, with favorable long-term outcomes.
Atıf bilgisi
Özgür Balta. (2024). Farklı Ön Üveit Gruplarında Gelişen Komplike Kataraktlarda Cerrahi Sonrası Uzun Dönem Takip Sonuçlarının Karşılaştırılması. Bidge Yayınları.

